19.10.2009 - Yüksek Lisans Yapmaya Karar Verme Günü; dın dın, dın dın!
Her yaz olduğu gibi bu yaz da okulun açılmasını iple çekiyordum. Tenis menis muhabbetleri olmasaydı kafayı yerdim herhalde :). Zaten önümüzdeki yaz hemen işe giriyorum. Yoksa patlayacağım bir yaz evde :D. Bir gün olacak yani bu, evde durmaya devam edersem.
Neyse.. Derken okul açılır... Tüm hayaller, beklentiler cumbur lop suya! :) "Anam, noluyoruz, nerede eski Yasemin, nerede çevresinde bir sürü insan olan Yasemin..." derken, bir bakmışız, Yase depresyonik hallerde 3 ya da 5 ya da 10 :D. Allahtan çıkmayacak öyle bir kitap :D.
Beklentim ne miydi? Ya da geçen sene nasıldı ki bu sene böyle bozguna uğradım? Heves vardı geçen sene. Kimseyi tanımıyorum, tanışmalıyım; hiçbir şey bilmiyorum, öğrenmeliyim... Onunla sohbet bununla muhabbet derken aslında her şeyi tüketmişim be. Ya selam verip geçiyoruz artık, ya da hiç konuşmuyoruz bile.
Her neyse yaa. İyiyim şimdi. Yazıyı yazma amacım bunlar değildi.Neden kırk saat yazdıysam. Sadede geliyorum; okulun açıldığı ilk hafta içi bir gün, toplantı sebebiyle öğlen bire kadar ders yoktu. Dedim, fırsat bu fırsat, lisedeki hocalarımla görüşeyim...
Ben seviliyorum galiba yaa :). Okula girdiğimde ilk müdürümle karşılaştım.Çay ikram etti. Sohbet ettik bayağı :).. Sağ olsun ya :). Sonra aslında esas görmek istediğim kişi olan müdür yardımcısının yanına gitmek için kalktığımda, müdür öğretmen, ( :P ) :)) yardımcısının öğretmenler odasında olduğunu söyleyince oraya gittim. Kapıyı çaldım, açtığımda tarih hocam (m.yardımcısı) karşımda görmeyi hiç beklemediğim biriyle, eski matematik öğretmenimle oturuyor. Vuuhuu !!! Şoku atlattıktan sonra (çaktırmıyorum tabii), sohbet etmeye başladık. Ne yapıyorum, ne ediyorum, neler düşünüyorum ilerisi için... Bunlar önemli konular tabii... Mezun olduktan sonra matematik hocamı hiç görmemiştim (kendisinden sadece lise birde ders aldığım ve sonrasında o bir süreliğine okuldan ayrıldığı için bu böyle).
Önce "Aaa! Sen sosyoloji mi okuyorsun? Ben senin kesinlikle sayısal bir bölüm okuyacağını düşünüyordum!" diyerek belirtti şaşkınlığını. "Evet hocam öyle.. Matematiğim çok iyiydi, fiziği de severdim esasında ama kimya ve biyolojiyi hiç sevmediğim için sayısal bölümü seçmedim. Haklısınız,bu zamana kadar hiç matematikle problemim olmadı ama bu bölümü seçmem daha doğruydu. Hiç pişman da değilim. Sosyoloji okumaktan da aynı zamanda... " Dönüp bir de tarih hocama açıklama yapıyorum: " Matematiğe çok fazla çalışırdım. İki tane defterim vardı. Birine okulda karman çorman yazıp, eve gidince diğerine geçirirdim :).. İşkence gibi aslında ama severek yapıyordum..Matematik hocam ondan böyle şaşırdı." " Hıımm, psikolojide master yapıp özel bir şirkette insan kaynakları biriminde çalışabilirsin aslında? Ne dersin? " diyor matematik öğretmenim.. " Tam da düşündüğüm şeyi söylediniz" diyorum. " Psikoloji bölümünde master yapmak değil de, özel bir şirkette insan kaynakları biriminde çalışmayı düşünüyorum ben de... Aslında master konusunda çok kararsızım ben..." " Nası yani! Neyinde kararsızsın? Anlamadım ben!" diye çıkışıyor tarih hocam.. Hem beklediğim hem de hiç beklemediğim bir tepki... Ah Yasemin! " Aaa! Yasemin? Sen mi söylüyorsun bunları? Senin gibi bir kızdan hiç beklemezdim böyle bir cevabı! Sen ki o kadar hırslı bir kızsın, tuttuğunu koparan bir kızsın... Çok fazla şaşırttın beni..." " Eee, bilmiyorum ki... Yani aslında yapabilirim tabii. Hıhı.. Haklısınız.." Of! Çok kötü olmuştum. Okuldan çıktığımda da çok değişik hissediyordum zaten... " Hayır anlamıyorum yani, nasıl bir sebebin var ki yapmamak için?" diye soruyor tarih hocam. " Hem zaten burs almak da pek zor olmuyor bildiğim kadarıyla masterda..?"(matematik hocam) " Yok hocam, sorun burs değil zaten.. Hem sonuçta master yaparken çalışırım aynı zamanda.." "Eee?.." Yanıt yok bende... Ne yani ! Diyer hocama verdiğim gibi, "hocam ben tembelim tamam mı! o yüzden master falan yapmak istemiyorum! " mu deseydim? Ne olurdu sizce durumum? Ki onlar bana o kadar çok güvenen insanlar.. Nasıl böyle bir cevap verebilirim? "ben tembelim" cevabına diğer hocamın verdiği karşılık, "salak mısın sen?" karşılığıyla nasıl yüzleşebilirdim ki tekrar? Tabii ki sebep gösteremeyecektim. Matematik öğretmenim ki, tarih hocam "alttan dersin var mı?" diye sorduğunda, " nasıl yani, bunu Yasemin gibi bir kıza mı soruyorsun? Sence mümkün mü bu?" diye benim yanıtımı beklemeden hocama cevap verecek kadar bana güvenen birisi... "Tembelim" dediğimde beni dövseler haklılar. İyi ki dememişim... Okuldan çıktığımda ağlayacak gibiydim ya :S. İnsanlar bana o kadar çok güvenirken ben keyfimden......... Neyse.
İşte o gün, yüksek lisans yapmaya karar verdim. Yapmazsam çok fazla pişman olacağımı anladım. Bana "salak mısın" diye soran hocam, size teşekkür ediyorum, haklıymışsınız. Ve bana ne kadar çok güvendiğini gösteren iki öğretmenim, sizlere de çok teşekkür ediyorum. O kadar değerlisiniz ki, bana sadece güveninizi boşa çıkarmamak düşüyor... ____________ Fazla duygusal bir yazı oldu, farkındayım. Ama içtendim yazımda. Bu size geçmez büyük ihtimalle :) Komik de gelebilir.. Yapacak bir şeyim yok. Olayı yaşayalı çok zaman olmasına rağmen pes etmeyip buraya yazabildiğim için mutluyum :). Olayı detaylarına kadar hatırlayıp, aynı şeyleri tekrar hissedebilmek de iyi hissettirdi. Çünkü ben yüksek lisans yapmalıyım.Çünkü benim hiçbir engelim yok. Çünkü ben pişman olmak istemiyorum. Çünkü ben "salak" değilim! Böyle işte... İngilizce çalışmam lazım anlayacağınız :)
Sevdim hepinizi ! _____________________________________ Durun durun, böyle bitmeyecekti yazım. "Seviliyorum galiba" demiştim ya, onunla bağlayacaktım... Ya bu kadar değerli insanlar neden böyle konuşsunlar değer vermedikleri bir insanla? Hı? Bir ara bir yazımda geçmişti öğretmenlerin insanların hayatında ne kadar önemli bir yere sahip olduğu konusu. :) Seviyorum ben sizi. Hıhı, hepinizi. Siz de beni seviyorsunuz,biliyorum. Sevmemeniz için sebebiniz var mı? :P Yoksa siz "salak" mısınız ? :)) Heh heh he :)... Hoşça kalın...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26.8.2009 - Acıyan Bel
Bir sabah tenis kursu öncesi iki arkadaş markete su almaya giderler. Çıkıştaki merdivenleri inerken çocuk cebindeki bozuklukları cebinin delik olması sebebiyle düşürür. Beraber toplarlar düşen paraları. Kız, aralarında geçen bir konuşma sonucunda trip atmaya yeltenir. (yeltenir, çünkü atamaz..okuyunuz..) Bir hışımla arkasına dönüp bir adım attığı anda beline bir darbe yer. Amacı koşmak olduğu için darbenin şiddetini siz düşünün... Az önce indikleri merdivenlerin korkuluğuna (demirine) çarpmıştır. Belini tutarak yere çömelir... "Ahhh! Çok acıyor!" tarzı şeyler demektedir tabii. Yanlarından geçen bir kadın ile adam, çocuğa; ne oldu hastalandı mı, diye sorar. Çocuk açıklama yapar. Bu sırada kız da yavaşça doğrulur ve arabaya giderler. Kız acı yüzünden ağlamaya başlar. Aldıkları suyu beline tutmayı akıl ederler ve acısı biraz azalır. (Su cidden soğuktur) Gün içerisinde beli neredeyse hiç acımaz. Suyu tutmak süper bir fikirdir tabii.
Akşama doğru acısı başlar. Gece yatamaz hatta. (çok acıdığı için değil de, sol tarafına yatamaz,diyelim.) Ertesi gün daha da artar acısı. Akşama doğru daha da şiddetlenir... Şimdi doktora mı gitsem, diye düşünmektedir...
Çıkarılacak sonuçlar: * Birilerini fazla ciddiye alıp da trip atmaya kalkışmayın. * Trip atacaksanız ve bu kız gibi ne zaman nerede olacağı belli olmayan hareketli bir insansanız, trip atacağınız alanın özelliklerini iyi bildiğinizden emin olun. * Şakadan da olsa "çalı"ya "ağaç" demeyin. (ardından gelen "dalga geçme" amaçlı sözcükler sizi trip atmanızı gerektirecek noktaya getirebilir.) * (diğer taraftan bakarsak) Her bulduğunuz anda insanlarla dalga geçmeyin!
-------->>> Aksi takdirde canınız yanabilir, üzülebilirsiniz, çok istemenize rağmen beliniz acıdığı için arkadaşlarınızla yürüyüşe gidemeyebilirsiniz, belki ertesi günkü tenis kursunuzdan da olabilirsiniz... vesaire vesaire...
Ve özlü söz : Deneyimler aktarıldıkça güzeldir! Hoşça kalın! (Umarım çabuk iyileşirim...) :(
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24.8.2009 - Rüya...
Günaydın. Saat yazmıyor burada, biliyorum. 11.37 şu an.. Yeni kalktım sayılır. Rüyamı anlatacağım da size... Gece bir ara uyandım.. Kalbim sıkışıyordu... Kaç senedir hiç olmamıştı. Korktum biraz..Bilmiyorum.. Tekrar uyudum...
Rüyamda yanımda bi kızla beraber bir ilköğretim okulundayız. Okul muhteşem! Sanki yıllar yıllar yıllaaarrr öncesinden kalmış. Ama hâlâ sağlam. Hâlâ öğrenim görülüyor. Bir yeri arıyoruz, neresi bilmiyorum. Bir kıza soruyoruz. Kız sola sonra tekrar sola dönmemizi falan söylüyor. Şu anki okulum gibi yani okul(İst.Üniv.Edebiyat Fakültesi).. Kare olmalı şekli... Kapılar koskocaman! Öyle kocaman ki kolumu kaldırsam bile kilide yetişemiyorum... (Kolumu kaldırmış halim iki metre falan herhalde.. Daha az da olabilir.. O kadar yüksekte işte.) Ama çok çok güzel bir okul! Sarıyer İlköğretim Okulu'ymuş güya. Ama başka bir şubesiymiş. Güya bir sürü Sarıyer İlköğretim Okulu varmış.. Bir öğretmen görüyoruz, soruyorum ona. Cevap veriyor, anlamıyorum. Bir daha soruyorum, yine anlamıyorum aslında ama çaktırmıyorum..Soramıyorum da.. Şile gibi bir şey duydum sanki ama...
Sonra kızın dediği yerlerden geçerek dışarıya kocaman bahçeye çıkıyoruz. Aşağıya doğru gidiyor yol. Biz de hızlı hızlı gidiyoruz. Bu arada kıza, " imkanım olsa, yemin ederim okulumu bırakıp burada okurdum! Geri dönüp burada okur, sonra üniversiteyi tekrar kazanırdım!" diyorum... O kadar çok beğenmişim okulu...
Bir polis arabası geliyor. Ama şu panzer dedikleri şey yani. Ben diyorum, okulda olay var herhalde yaa.. Gitmesek mi diye düşünüyorum içimden. Aşağıya indiğimizi söylemiştim.. Yokuş aşağı iniyoruz yani.. Yolun kenarında merdivenler var.. Yolu değil de merdivenleri kullanıyoruz. Tanımadığım [:)] arkadaşım önümde.. Bir köpek geliyor bir hışımla.Küçük ama. Ya büyümeyen cinsten bir şey ya da cidden küçük.Birkaç aylık. Arkadaşım uçan köpeğe elinin tersiyle bir vuruyor... Köpek bana doğru savruluyor. Canı yanmış ve kızgın tabii. Tam kalbimin olduğu yerden ısırıyor beni. Ve bırakmıyor.Sanki pitbull. Zavallı öyle sanıyor da olabilir kendini. Peh! Kim zavallı acaba! Canım çok fazla yandı. Bi beş dakika falan oramda öyle asılı kaldı sanırım.Arkadaşım yoluna devam ediyor tabii bu arada.. Sonra gidiyor köpek. Nasıl kopmadığına şaşıyorum derimin. Arkadan öğretmenler geliyor. Olaya gidiyorlar, belli. Hepsi mavi bir kot giymiş. Uzaktan görebildiğim kadarıyla olay yerindekiler de öyle. Bu bir şeyi temsil ediyor, ama neyi.. diye düşünüyorum. Bir hocayı durdurup, olan olayı anlatıp ne yapmam gerektiğini soruyorum. Sitem ediyor, ne işiniz var burada, der gibi...
Asıl istediğim cevabı alamadan uyanıyorum. Köpeğin ısırdığı yer uyuşmuş.. Kötü hissediyorum ama aynı zamanda da okulun güzelliğinin şaşkınlığı içerisindeyim... Ne dersiniz, var mıdır o güzellikte bir okul? O kadar çok isterdim ki olmasını!..
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
7.6.2009 - İnsanlar ve de İnsanlar :)
Bilenler bilir, en açık olduğum konuların başında insanlarla tanışmak gelir. Hayatamın hiçbir döneminde insanlarla tanışmaktan kaçacağımı sanmıyorum. Son bir yılda (üniversiteyi kazanmış olmam vesilesiyle tabii) birçok insanla tanışma fırsatı buldum. Bunun dışında katıldığım etkinlik, proje vs. gibi organizasyonların da bunda etkisi oldu.
Son zamanlarda da bizim Edebiyat Fakültesi'nin bitişiğinde olan Fen Fakültesi'ni ve tabii ki öğrencilerini keşfe daldım :) ( Ehehhe, komik oldu. Fakülteye tek başıma gidip insanlarla iletişim kurmaya çalışan tuhaf bir tip değilim yahu. Durun, anlatacağım.) Olayın başlangıcı şöyle, hani buraya yazmıştım MFÖ konserini.. Bölümden bir arkadaşım vesilesiyle Fen Fakültesi'nden birkaç tanecik(:) ) arkadaşla tanıştım o konserde. Böyle başladı. Ve cidden farklı insanlar var. Farklı ve "güzel" insanlar :) ... _________ İçlerinde bir tanesi var ki, her geçen gün beni daha da şaşırtıyor. Birbirimize o kadar çok benziyoruz ki... Yani o kadar ki, bir tane farklı yönümüzü bulduğumuzda arkadaşım, "oh be! seri üretim gibiydik resmen ya!ne kadar iğrenç! bulduk sonunda bir şey!" demekten kendini alamadı :D Sanırım en belirgin ortak yönümüz, ikimizin de çok konuşuyor olması. Gerçi ben şu sıralar duruldum biraz (durulmuş halim, evet:D ).. Birkaç sene önceki Yasemin olsaydı, vay nette harcanacak olan saatlere :D. Ya bu kişiyi buraya yazıyorum, biliyorum, çok basit bir şeymiş gibi duruyor, ama değil ! Cidden değil ya! Ben ki, MSN'de beş on satır yazıp bir satır cevap alan insan olarak, hatta bir ara bazı samimi olduğum insanlara bilgisayar başında değilken bile yazmayı sürdüren insan olan beeeeeen, neredeyse kendimden daha çok konuşan bir insan buldum yahu! Var mı daha ötesi! Ciddiyim, dün denedim, yazıyor da yazıyor. Ben böyle çok kısa cevap veriyorum, o böyle uuupuzun cevap veriyor. Anlatıyor da anlatıyor :D Karantinaya aldım kendisini. İnceleyeceğim. Çünkü onda direkt olarak kendimi görüyorum. Onu çözebilirsem(!) kendimi de çözerim belki (!). Normalde çok fazla ortak yönüm olan insanlardan sıkılırım. Farklılıkların güzel olduğunu, farklılıkların bizi geliştireceğini belki değiştireceğini düşünüyorum. Farklılık olunca karşılıklı alışveriş daha zevkli oluyor. Bu sefer öyle değil ama.Herneyse ya. Bu saçma yazıyı burada sonlandırıyorum. Maymun arkadaş, bak senin için yazı yazdım. Kıymetimi bil. :D
Hadi, seviyorum hepinizi. Benimle kalın :) (ayrıca bkz. "Benimle Kalın"ın açılımı)
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5.6.2009 - Bana Dair..
Yalandan söylenmiş bir "topuklu ayakkabı alacağım" cümlesine karşılık olarak, "ama o zaman koşamazsın ki" cevabını alınca benim kadar sevinen başka bir insan yoktur herhalde :)
"Bu insan beni tanıyor!" şeklinde düşünmemi sağlayan her cümle, her davranış her vs. beni mutlu ediyor :) Teşekkür ederim beni tanıma çabası içerisinde olan insanlar :) Sizleri seviyorum :)...
(ayrıca bkz. Bilsen,Bilsem,Bilsek... )
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Kategoriler
Arkadaşlarım
Blogcu Yardım
|